Hürriyetteki habere göre Yargıtay hükümete hakimler ve savcılarla ilgili yasa değişikliği önerileriyle ilgili “sert tepki” göstermiş. (Nedense Türkiye’de hep sert tepki gösterilir). Sert tepki içeriğinde şöyle şeyler söyleniyor:
[...] Bu durum laikliğe ve ulusal bütünlüğe aykırı söylemleri hayata geçirmeye çalışanlara destek yaratacak ve belirtilen değerler korumasız kalabilecektir. Hukuk devleti ilkesi ve Cumhuriyet’in nitelikleri anayasal düzen içerisinde yargı organlarınca korunması gereken değerlerden olup, laiklik ilkesi ve ulusun bütünlüğünün korunmasında Yargıtay dün olduğu gibi bugün ve bundan sonra da taraf olmaya devam edecektir [...] ‘Böylece yeterli donanıma sahip olmayan ve dolayısıyla hakimlik nosyonunu alamayan, mevcut kadronun da yarısını oluşturacak bu atamalar yoluyla önümüzdeki otuz kırk yıllık bir dönem şekillendirilmek istenmektedir…
Ben üşenmeyip Yargıtay web sitesinden Yargıtay’ın görevlerine baktım. Laiklik, milli çıkar, Cumhuriyetin Yanında olma, Türkiye’yi şekillendirme gibi büyük sözlerle Yargıtayın ne alakası var diyerekten. Karşıma sadece 3 maddelik bir görev listesi çıktı:
1. Adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri ilk ve son merci olarak inceleyip karara bağlamak,
2. Yargıtay Başkan ve üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili ve özel kanunlarında belirtilen kimseler aleyhindeki görevden doğan tazminat davalarına ve bunların kişisel suçlarına ait ceza davalarına ve kanunlarda gösterilen diğer davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmak,
3. Kanunlarla verilen diğer işleri görmek.
Görüldüğü gibi bu önemli kurumumuz tamamen hukuki işlerle uğraşan bir yer. Ben içinde siyasi bir görev göremedim. Birinci başkanın görevleri arasında da böyle bir şey yok. Belki hukuk tahsilim olmadığı için anlayamamış olabilirim. Hatta anlayabildiğim kadarıyla yargıtayın siyasi kimlik taşıdığı izlenimi uyandırabilecek bu tür beyanatlar vermesi kuruluş ve varoluş gayesiyle de ters gibi görünüyor. Sonra, yeni yasayla 30-40 yıllık gelecek şekillendirilmek isteniyor derken acaba şu mu kastediliyor: “Bu zamana kadar bizim düşüncemizde olanlar şekillendiriyordu, bu hak bize aittir, başkası şekillendirirse kabul edilemez” mi denmek isteniyor? Eski yasalara göre seçilen hakim ve savcılar birer pırlanta da yeni atanacak memurlar yurtdışındaki hukuk fakültelerinde özel amaçla yetiştirilmiş kişiler midir? Sonuçta hepsi aynı hukuk okullarından tevhidi tedrisat gereği aynı eğitimi alarak çıkmıyor mu?
Bu sorular aklıma geliyor, belki hukuktan anlayan biri “sen bilmezsin, işin aslı şudur” diyerek beni aydınlatır.
çok güzel olmuş kardeşim tebrikler
çok güzel olmuş kardeşim tebrikler
çok güzel olmuş kardeşim tebrikler
yargıtayın veb sitesini bana verirmisin ve ayrıca güzel olmuş
yargıtayın veb sitesini bana verirmisin ve ayrıca güzel olmuş
yargıtayın veb sitesini bana verirmisin ve ayrıca güzel olmuş
daha fazla bilgi olsa olmaz mı yaniiiii hiç birşey bulun muyor bence kısacık kısacık şeyler var yeterrrrrrrrrrrr ama yani diymi siz arkadaşlar haklı deyilmiyim sizce ben kendimi haklı yerine koyuyorum çünkü haklıyyyyyııııııııııııııııımmmmmmmmm
daha fazla bilgi olsa olmaz mı yaniiiii hiç birşey bulun muyor bence kısacık kısacık şeyler var yeterrrrrrrrrrrr ama yani diymi siz arkadaşlar haklı deyilmiyim sizce ben kendimi haklı yerine koyuyorum çünkü haklıyyyyyııııııııııııııııımmmmmmmmm
daha fazla bilgi olsa olmaz mı yaniiiii hiç birşey bulun muyor bence kısacık kısacık şeyler var yeterrrrrrrrrrrr ama yani diymi siz arkadaşlar haklı deyilmiyim sizce ben kendimi haklı yerine koyuyorum çünkü haklıyyyyyııııııııııııııııımmmmmmmmm
bu sayfa iğrençççççççççççççççççç
“yargıtayın veb sitesini bana verirmisin ve ayrıca güzel olmuş”
yorum muhteşem.
Fethi bey,
‘Hukuktan anlayan’larin hukuk mektebinde okumus olanlarla kisitli olmadigini kabul edersek, su maddeyi bir daha ve iyice okumaniz gerekli olacagini soyleyebilirim.
Obli bey,
İyi ama bu 3. maddenin muhtemelen çok daha tali görevler ihtiva edeceğini düşünebiliriz. Laikliğin korunması gibi önemli bir görev neden ilk iki maddede sayılmamış?
Yoksa bu gizli bir görev olabilir mi?
Hukuk vs. diyoruz ama çoğu kez Sami Selçuk, bizde yorum geleneğinin filan olmadığını söyler durur. İdeolojik olarak güdülendirildikten sonra insanın gözüne herşey o görev tanımında birkaç kelime ile belirtilen herşeyden nem kapmaya kadar gider.
Bir hukuk adamı, aşırı yorum ile yorum arasındaki farkı bir türlü bilemiyorsa ve hayatı boyunca da bilemeyecekse, bana göre Laiklik ile ilgili görev, zaten “yazılı hukuk”la ilgili değildir. Kafadan Hukuk kısmına girer gibi geliyor bana.
Hzhubble,
Geçenlerdeki bir araştırmada savcı ve hakimler bir olayda haklıdan değil devletten yana olmayı daha önemli görüyor deniyordu.
Laiklikle ilgili konu kafadan hukuka uyacağı gibi her Türk memur ve emeklisinin asli görevi olarak da algılanabilir.
Fethi bey,
Neden gizli olsun ki?
Kanunlarla verilen ‘diger’ gorevler de kanunlarda yazilidir. Zahmet edip butun kulliyati gozden gecirseniz, hic bir seyin gizli olmadigini gormek eminim ki mumkun olacaktir.
Obli bey,
Külliyata bakmak lazım ama ben hala laikliği, bölünmez bütünlüğü koruma konusunda taraf olmayı 3. maddeye indirgeyen zihniyeti eleştiriyorum. Bunların ilk maddede açık bir şekilde yazılması lazımdı. Hatta bu ikisinin TSE, DPT, Şoförler Odası gibi yerlerin de görevleri arasında ilk maddede sayılması şarttır.
Fethi bey,
Anayasada acikca zikredilmis seylerin ayrica bir de orada olmasini istemek ne kadar dogrudur bilemem.
Fakat, anladigim kadariyla, siz herseyin accik seccik, sarih ve asikar olmasini istiyorsunuz.
Hakli olabilirsiniz.
Hemen, ilk is, tuvalet kagidi ureticilerine, her sayfaya/yapraga kullanim talimati yazmalarinin vatandas talebi oldugunu bildirecegim.
Obli bey
Hayır, ben kişi ve kurumların üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokmasını istemiyorum.
Fethi bey,
Anliyorum.
Anliyorum da, hersey herzaman o kadar kolay olmayabiliyor.
Yaklasik 15 sene once, ‘kagitsiz buro’ (paperless office) modasina uymus ve o konuda bir sistem analizi yapmistik.
Ilk ele aldigimiz konu da, sirket icindeki yazismalarin (uretilen bilginin) kimlere hangi amacla gonderilmesi gerektigini formalize etmek (workflow anaysis) idi.
Burokrasiyi ve kirtasiyeyi minimize edecek, aninda goruntu olacagindan dolayi zaman kayiplarini ortadan kaldiracak vb vs oldugu icin, butun kadro buna inanmistik.
Alti kisi tam bir sene calisti..
Yok.
Mumkun degildi.
Daha dogrusu, ortaya cikan analiz o denli karmasik birsey oldu ki, kimse bunu uygulamak istemedi –cunku, ilerde degisiklik yapmak istesek, geri donup bu analizi yeniden yapmak pratik acidan mumkun gorunmemisti.
Diyecegim o ki, her kisi veya kurumun gorevini su gecirmez sekilde belirleyecek olursaniz, sonucta ortaya cikan sey bir kabus olur.
Burokrasiyi istemeyen siz, bu soyledikleriniz yuzunden –olur a birisi bunu uygulamaga kalkar– en beter burokrasiyi yaratirsiniz.
Bazi seylerin darmadaginik kalmasi bence daha iyi.
Obli bey,
Zaten ben dedim diye yargıtay kendi işine bakacak değil, ister istemez dağınık kalacak. Benimkisi adamın abuk subuk laflarına takılmak. Rektörlerin açılış konuşmaları gibi değerlendirebilirsiniz.
Anlasilan “Yargıtayın Görevleri” basligi Google icin tam bir bal canagi..
Oyle ise, milleti yanlis bilgilendirmemek gerekiyor:
Huseyin Uzmez’i kurtarmak “Yargıtayın Görevleri”nden birisi degil.
Tamam işte ben de onu diyorum, kurtarmasınlar adi herifi. Hemfikiriz.
Yargıtay şunları otomatik kurtarmış mı oluyor:
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&ArticleID=903882&Date=17.10.2008&CategoryID=77
super kısa ve oz