Şu ara bir aptallık tartışması var, AKP’nin yüksek oy almasını beklemeyenler “Aziz Nesin Türk halkının % 60′ı aptaldır demişti, AKP’ye rey verenlerin durumunu açıklasa açıklasa bu açıklar” şeklinde yorumlar yapıyorlarmış. Burada ben müdahale etmek durumundayım. Müteveffa Nesin bu sözüne gelen tepkiler üzerine “hesabımı revize ediyorum, yeni oran yüzde 99′dur” şeklinde bir düzeltme yapmıştı. Peki bu gerçekçi bir durum mudur? Ben 2-3 gündür düşünüp taşınıyorum ve aşağıdaki duruma göre Aziz Nesin’inki dışında ben de bir açıklama bulamıyorum. Bakın sayın Haydar Baş (üstelik imzalı taahhütname ile) vaatlerini sıraladığı halde yüzde bir dahi oy alamadı. Son analizlerde vatandaş oyunu kömüre, ayçiçek yağına, düdük makarnaya sattı şeklinde yorumlar yapılıyor, ben de diyorum ki, şu vaatlere bakıp da oyunu satmayan ancak Aziz Nesin gruplamasında kendine yer araması gereken bir aptal olmalıdır. Üstelik Haydar Bey kaynağı da göstermişken:
[...] Kadın ve erkek her Türk Vatandaşı’na 500 YTL maaş vereceğimizi size müjdeliyor ve taahhüt ediyorum. Hanımlar hem vatandaşlık maaşı hem ev hanımı maaşı olmak üzere toplam 1000 YTL maaş alacaklar.
[...] Düşünebiliyor musunuz Gümüşhane’de tam 1 trilyon dolarlık altın rezervi var. Ama Gümüşhaneli kardeşlerim geliyor, İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de işçilik yapıyorlar. Bir lokma ekmek için gurbette çalışmak zorunda kalıyorlar. Ama onun ayağının altındaki altın rezervini bu iktidar Anatolia Minerals şirketine iktidar karşılığı hibe etti. Siz 70 milyon insana bu maaşın nereden bulacaksınız derken, elimizdeki altını yabancıya peşkeş çekenlerin icraatlarına dur diyecek, onlara el koyacak ve bunları millete ikram edeceğiz.”
CHP, MHP vs. olup bitene mazeret ararken Aziz Nesin’in sözünü eksik aktarıp çarpıtma yapmasınlar. Evet, ortada bir aptallık var ama oran daha farklıdır. Bu arada konuyu açtığım bir ahbabım Haydar beyin resmine bakarak “sırf şu kıyafet bile oy vermeye değermiş, hay salak kafam” diye dövünüyordu. Eh, son pişmanlık fayda vermez demişler. Ey Türk milleti bu kafayla daha çok kazıklanırsın sen, dua et siyasetçi küsüp de istifa etmiyor, sana 4 sene sonra bir şans daha tanıyacaklar, bari o zaman kafayı çalıştır.
fethi bey ne kiyafetinden bahsediyorsun? ben resmi ilk gorunce kadir copdemir sandim.
Fethi bey,
Hayir yani. Ben de buraya daha seyrek ugramak istemiyor degilim.
Baska hic bir sey icin degilse bile, surekli ‘bu adam ne yer ne icer, yirmidort saat burada nasil oluyor; yatalak midir, asalak midir’ gibi derin ve iflaholmaz sorulara ducar ve dahi aklin nedret degerini temsile mezun olan bazi mudavimlerinizin sadrine sifa olmak icin bunu yapmak istiyorum.
Ama, olmuyor. Ortaliktan bir gun kaybolacak olsam, yerimin doldurulamazligi zonk zonk zonkluyor…
Buyurun size ornek:
Aradabir de olsa beni oyle hayal kirikliklarina ugratiyorsunuz ki, gayr-i kabil-i telif..
Azizim, siz hangi cografyada yatistiniz?
Turkiye insaninin hasletlerinden bu derece bihaber nasil olursunuz –ya da nasil olur da o munafik akildanelere uyarsiniz?
Yani, necip halkimizin iradesini temsil eden reylerini sattigini nasil soylersiniz.
Alakasi yoktur.
AKP partizanlari halkimiza kömür, ayçiçek yağı, düdük makarna ikram etmistir. Bu nevaleyi alamayacak duruma gelislerinin musebbibin de AKP oldugunu bilmekle beraber, gelenksel tevazu ile, bunu gormezden gelip, necip halkimiz da AKP’ye reylerini ikram etmistir.
Mesele bundan ibarettir.
Lutfen, halkimizin misafirperverligi ile hemhal olmus kadirsinasligini bir dahaki sefere es gecmeyiniz.
Kadir Çöpdemir yakın bir ahbabımdır ama site ilk açıldığında manyakadam gibi ben de benzettim. şapka filan tam uymuş yani:)
Yaw Luciano Pavorotti Parti kurdu da baa niye haber verilmedi?
Ha bir de unutmadan bir tekzip: Sizin elinizdeki eski istatistikler Fethi Bey. Son yapilan istatistiklere gore halkin sadece yuzde 46.8′inin aptal oldugu belirlenmistir. Ancak 2-3 ay sonra bir secim daha olursa bu sayinin Aziz Nesin’in istatistiginin dahi otesine gecebleceginden korkulmaktadir.
Ben de şuna şaşıyorum ve cevabını bulamıyorum tek başıma:
Bu millet nerede zeki, nerede aptal olarak algılanıyor, bir ayırım yapalım mı?
Savaşta ölüme giderken, dünya birincisi kahraman/şehit mehmetçik.
-Teskereyi sağ salim alıp da iş aramaya başladığında, çaldığı kapılar onu adam yerine koymaz. Tahsil aranır, hatta hangi sayılır üniversite olduğu da sorulur, cevap “yok” olunca, “işe yaramaz aptallar yığını” olarak kahvehaneleri dönülür.
-üniversitede, okumak için başvurduklarında, %15′i zeki, geriye kalanı aptal bulunduğundan olmalı ki, geriye çevrilir.
-Hükümeti belirleyecek partilere (örneğin bu günkü AKP) oy verdiklerinde, “isabetli kararlarından dolayı” akıllarına toz kondurmazlar. Ama onların neden yoksulluğa kilitlendikleri irdelendiğinde, ortaya “işini bilmez kafası çalışmaz” bir model çıkar.
Aziz Nesin o yüzdeyi verdiğinde, gerekçelerini de açıklamıştı. O gerekçeler ki, sorumluların başında dinamit gibi durabilir.
Nedir o?
-Doğru beslenemeyen, bir insanın zeka gelişimi yetersiz olur denmişti. Bu partilere oy veren insanların ne kadarı günde 1 kg süt, haftada 0,5 kg et, ve benzeri gıdaları alabiliyorlar?
İşin bu yanını konuşmak, sakıncalı bulunur sanki.
Evet arkadaşlar, bu ücret ve ulusal servet paylaşımıyla doğru beslenemediğimiz kesindir. Aptallaşmanın nedeni budur.
Günlük yaşamı bu verilerle sürdürürken aptalız da oy verirken neden aptal olmuyoruz?
Oy verme arefesinde verilen poşet ve kömürlerin içinde B VİTAMİNİ yüklü oluğunu beklemiyorsunuz değil mi?
Resmi Kadir Çöpdemir’e ve Pavorotti ye benzetmişler.
Bir benzetme de benden:
Bud Spencer
http://www.welovebudandterence.com/photos.asp
vallahi benziyor.
Valla en çok Bud Spencer’a benziyor!
Sayın Zihni,
Zekanın gelişen bir şey olduğundan emin misiniz? “Küçükken çok aptaldı, dayadık B vitaminini zehir gibi oldu maşallah” denildiğini duydunuz mu hiç? Domates, patates gibi bugün tükettiğimiz gıdaların çoğu birkaç yüz sene evvel ya bilinmiyordu, ya da zehirli zannediliyordu. Atalarımızın %100′ü aptal mıydı?
“Verilen poşet ve kömürlerin içinde B VİTAMİNİ yüklü oluğunu beklemiyorsunuz değil mi” demişsiniz, siz de vatandaşın onları yediğini beklemiyorsunuzdur umarım. Yoksa B vitamini tavsiye edeceğim.
Biraz ağır yazıyorum belki ama milletime aptal deyip sonra da ulusalcılık taslayanların zeka seviyesinden ziyade art niyetinden şüphe ediyorum.
ne agiri yahu, az bile yazmissin fizikci. soylenecek sey miydi onlar? Allah akil fikir versin.
Sayın fizikçi,
gerçekten fizikçi misiniz, yoksa, sadece çok önemsediğiniz bir konu olduğundan mı takma ad olarak kullanıyorsunuz?
Fizik konusunu nispeten ilgilendiren bşu yazıyı, bıyık altından gülümseyerek,
ne agiri yahu, az bile yazmissin fizikci. soylenecek sey miydi onlar? Allah akil fikir versin. diyen arkadaşıma da belki yararı olur. Ben okudum yararlandım, her dosta öneririm:
B vitamini
İnsanın fiziksel yapısının, fizyolojik faaliyetlerinin, akıl ve ruhsal yeteneklerinin normal olması ve başarı sağlanmasında yeterli vedengeli beslenmenin rolü bulunduğunu kaydeden Doç. Dr. İnanç, aksi durumda, fiziksel ve zihinsel verimin düştüğünü ve sosyal iletişimin bozulduğunu belirtti.
Bu nedenle her yaş grubunun yeterli ve dengeli beslenmesi gerektiğine dikkati çeken Doç. Dr. İnanç, şunları söyledi:
“Canlılığımızın devamı, karbonhidrat, protein, yağ, vitamin- mineral, posa ve sudan oluşan besin öğeleri ile sürdürülür. Hayat, enerjinin hareketidir. İlk kalp atışından son nefese kadar vücutlarımız sürekli olarak besinleri enerjiden ısıya, harekete, düşünceye, duygulara ve aktiviteye dönüştürür. Örneğin vücut ağırlığımızın sadece yüzde 2-3’ü oranında ağırlığı olan beyin, günlük aldığımız enerjinin yüzde 30’nu harcar. O halde her gün yeterli enerji almanız gerekir.”
Doç. Dr. İnanç, tüketilen besinlerin insanın hafıza, zeka ve konsantrasyon gücüne etkisi olduğunu bildirdi.
“BEYNİ STRESE KARŞI KORUYOR”
B grubu vitaminlerin, beyni strese karşı koruyup, fiziksel ve zihinsel sağlığı etkilediğini bildiren Doç. Dr. İnanç, şöyle devam etti:
“Folik asit adı verilen vitamin, beynin gıdası olarak adlandırılır. Yeşil yapraklı sebze ve meyve tüketerek folik asit ihtiyacı karşılanır. Beyin için enerji üretimine katkıda bulunan B grubu vitaminler yeterli miktarda alınırsa konsantrasyon, öğrenme, hafıza gücünde ve bilinçsel performansta artış olur. Et, süt ve yumurta gibi hayvansal protein içeren gıdalar ile tahılları tüketerek günlük B vitamini ihtiyacını karşılayabiliriz. En iyi kaynağı kırmızı et olan demir yetersizliğinde, zihinsel işlevlerde zayıflama gelişir. İyotlu tuz tüketerek aldığımız iyot ise insan zekasının, beyinsel fonksiyonlarının ‘olmazsa olmazları’ arasındadır.”
Yeterli ve dengeli beslenmenin prensiplerinden birinin de az ve sık beslenme olduğuna değinen Doç. Dr. İnanç, hücrelerin ve organlarınsağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için kan şekerinin daima belirli bir düzeyde kalması gerektiğini kaydetti.
Kan şekerindeki iniş ve çıkışların, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, yorgunluk, uyku hali gibi pek çok belirti verdiğini belirten Doç. Dr. İnanç, şöyle konuştu:
“Kan şekerinin yeterli düzeyde olması, öğrenme ve anımsamayı da içine alan birçok beyin fonksiyonu ve davranışı düzenler. Sabah kahvaltısı yapılmadığında, beyne enerji sağlayan kan şekeri en alt düzeyde kalır. Vücut kendi dokularını tüketmeye başlar, bu durumda da keton cisimcikleri dediğimiz, böbreğe, kalbe, beyine ve karaciğere aşırı yük getiren maddelerde artış olur.”
Not: bir üstteki alıntı yazının kaynağıdır:
Hafıza ve zeka için B vitamini
Beyler, Zihni bey benim bakmadigim yerlerde acayip seyler mi yaziyor da baktigim yerlerde hemen her yazi yazisinda bu kaba muameleye maruz kaliyor? Suat beyin orada da hirpalamaya kalkmisti insanlar onu. Islere bayagi soldan bakiyor, tepkiyi bu alsa ve dedigiyle ugrasilsa anlarim ama soylenenin de pek tutar tarafi yok.
Fizikci bey,
“Küçükken çok aptaldı, dayadık B vitaminini zehir gibi oldu maşallah” denildiğini duydunuz mu hiç? Domates, patates gibi bugün tükettiğimiz gıdaların çoğu birkaç yüz sene evvel ya bilinmiyordu, ya da zehirli zannediliyordu. Atalarımızın %100′ü aptal mıydı?
Zihni beyin dedigiyle bunun pek bir alakasi yok. Fakir insanlar iyi beslenemedikleri icin cocuklarinin zekasi gelismiyor diyor benim anladigim kadariyla. Abdurrahman bey buradaysa, anladigim kadariyla onun yasi benden daha musait, anlatir belki nasil eskiden koyden gocmus insanlarla sehirde buyumus insanlar arasinda bile ebat farki olurdu diye. Boyle bir problem vardi bu memlekette. Sadece burada degil, en boy filana bakarsaniz disarida da buyuk bir beslenme problemi varmis, insanlar genlerinin belirledigi potansiyele ulasamiyorlarmis. Ebat icin olan beyin icin olacak diye birsey yok tabii. Beyinde durum tam nedir bilmiyorum ben, ama aklima gelen Flynn etkisi diye birsey var alakali olabilir, arastirmak isterseniz (Ingilizce bildiginiz tahmin ediyorum) hem ona hem yine arastirmak icin kullanabileceginiz saglik/zeka iliskisi sayfasina link vereyim:
http://en.wikipedia.org/wiki/Flynn_effect
http://en.wikipedia.org/wiki/Health_and_intelligence
Mesele agir yazmak meselesi degil, Zihni beyin bazi sorulari da kiskirtici olabilir ama en nihayet milletimiz iyi beslenemiyor cocuklar gelisemiyor cunku fakirlik var manasinda birsey diyen adama yapilan bu muameleyi anlayamiyorum. Boyle bir beslenme problemi artik yoksa, Zihni bey dahil hepimiz sevinelim. Degil mi? Yoksa Aziz Nesin’in adi duyuldugu dakika boyle tepki gostermek refleks haline mi geldi? Birseyi kaciriyorum ama o nedir cozemiyorum. (Milletimizin ne kadari ne zekadadir bilmem ama politikacilarin hepimizi esek yerine koyduklari asikar. Lafi oyle etmiyorlar, hatta iltifat eder gibi yaparak ‘siz eseksiniz’ diyebiliyorlar, fark o.)
Bülent bey,
Müslüman ülkelerin beslenme problemini, yani protein eksikliğini,–dolasıyla zeka geriliğimiz(!!!) gayet ucuz ve çok üreyen DOMUZ eti yemeMemize bağlayanlar da yok değil:)
Konuyu dağıtmak istemezdim ama, birden aklıma geldi..
Zihni bey gibi, dürüst ve hakperest solcuların, bu seçimde çok zorlandıklarını tahmin etmek güç değil aslında..
Türkiye de doğru düzgün bir sol parti yok!
ÖDP nin daha geniş kitleleri temsil edebilir hale gelmesi, AKP nin karşısında adam gibi bir sol parti çıkabilmesi, CHP nin pabucunu dama atabilir ve solun kucaklaması gereken işçi, memur ve fakir kesimi AKP ye verilen emanet oylardan mahrum edebilirdi–belki..
Ama mevcut sistemde sol sahipsiz kaldı ve bağımsız adaylar dışında, mecliste de temsili sözkonusu değil..
Ece hanim,
Zihni bey mi demis bu domuz isini? Bu mudur Zihni beyle ilgili mesele?
Yok yok!
Zihni bey demedi:)
Ben çok çok dışarıdan bir yorum yaptım…
Genel olarak,
Epey kitabını okuyup kendisinden ilham almış biri olarak Aziz Nesin’in aslında aptal ile “kurnaz” kastettiğini zannediyorum. Yani, Türk halkının küçümsenmeyecek bir kısmı menfaati için kurnazlığa fazlaca meyillidir, kurnazlık ile aptallık arasında da fark epey bulanık olduğundan bu konuda çok laf söylenebileceğini düşünüyorum.
Zihni bey aptallık işini yetersiz beslenmeye bağlamış, bu konudan (bilimsel araştırmalara rağmen) pek emin değilim, bir sürü fukara, ekmek, pilavla beslenen gariban çocuğu imkan bulduğunda epey zeki olduğunu gösterebiliyor. Ancak, fakirlik konusu mutlaka ele alınmalı, bu noktada sol kesimin söylediklerini hep ciddiye almışımdır, o sebeple Zihni beyin katkısını önemseyelim derim.
Diğer taraftan, bu işin yeme içme ile ilgisi yoktur denebilir, ben çok zaman olduğu gibi bilimle uzaktan yakından ilgisiz kendi şahsi gözlemlerimle bu kanaatteyim ancak aksi de yanlıştır diyemem. Domuz yiyen, süt içen, zengin olan daha mı zekidir, bu da bana garip görünüyor, bir sürü hımbıl yabancı, zengin çocuğu var, böyle bir gerçek varsa bu kadar fazla istisna olmaması gerekir.
Son olarak, toptan bir milletin zeki, aptal, kahraman olması da mümkün değil, genellemecilik yaygın bir hastalık ve biz Türkler için belki de genellenebilecek bir hastalık.
FST
Zekanın genlerle ilintili olduğunu da unutmamak gerek..
Aynı ailede yetişen ve aynı yemeklerle beslenen iki kardeşin farklı zeka seviyelerine sahip olması, yada HİNT lilerin onca fakirliğe rağmen çok zeki olmaları bunu destekler nitelikte..
Bülent Bey,
İtirazım, Zihni Bey’in beslenme-zeka ilişkisini aptallığımızı kanıtlayan bilimsel bir veri olarak önümüze koymaya çalışmasınaydı. Bugünlerde forum ve benzeri sitelerde bir sürü insan Türklerin aptallığından dem vuruyor. Hem de bunu yapanlar daha düne kadar ülkücü kesilen şu ulusalcı pespayeler. Ben pek milliyetçi değilim ama biri bize aptallık tescillemeye kalkışınca ahsabım bozuluyor ister istemez.
Beslenme ile beynin fonksiyonelliğini devam ettirebilmesi arasında ilişki eminim vardır. Ama bunun zeka veya aptallıkla bir ilişkisi olduğunu hiç sanmıyorum. (Fethi Bey ve Ece Hanım gibi düşünüyorum) Bu konu çok da umurumda değil gerçi. Daha önce de söylediğim gibi, benim canımı sıkan şey tescillenmeye çalışılan aptallığımız konusu.
Bu arada Zihni Bey,
Fizikci’yi laf olsun diye yazmıyorum, CERN’de parçacık fiziği laboratuarında hademeyim. O sebepten. Az beslenebilen %60′lık kesimden olsam da kaptım bişeyler. Kendime fizikci diyebiliyorum.
Değerli Arkadaşlar, özellikle Bülent Bey,
asil anlayışınız için teşekkür ediyorum. Sizin gibi seçkin insanların mekanında ortak dertlerimizi tartışmanın güveniyle yazmaya çalışıyorum.
Sevgili Ece kısmen bilir (sadece cumhuriyetforum tartışmalarını bilmeyebilir), nice fikir bazında amatör (genç-yaşlı) insanlarla tartışmışız.
Hele de şu yaz tatil döneminde bilgisayar başına korsan hamlelerle oturabildiğimizden, yazılara cevap vermem zaman açısından kolay olmuyor. Yoksa, her eleştiriye (hakaret hariç) verilecek cevabımın olacağını takdir edersiniz.
Bütün bunlar gereksiz mi? bence hayır, insanımız bu yollarla da olsa, tartışmayı ve öğrenmeyi sürdürecektir. İlk aşamada bunları (sizin gibi birkaç kişi hariç) herkesten iyi bir tartışma düzeyi bekleyemeyiz.
Tartışmalarda hakaret eden insanlar da gördük. “Onları hastalıklı hal” kategorisine alarak, empatinin tüm hünerlerini devreye soktuğumuz olmuştur.
Burada hakaret ve “hırpalama” aşamasına geldiğimizi ya da arkadaşların geldiğini düşünmüyorum şu durumda. Ama, siz ileriyi gözlemlediğiniz için olsa gerek, müdahale gereği duydunuz.
Çok iyi bildiğiniz gibi, tartışmaların en verimsiz yanı, “duygusal saldırganlıkla” sürdürülen biçimidir.
Benim, yazımda bulduğunuz (biraz) “tahrik etkisi”nden söz ediyorsunuz. Takdir edeceğinizi umuyorum ki, “sol”un “hamuru” yaşamın asıl gereksinimleri ise, suyu “tahrikten” yapılmıştır. Tanıtımında tahrik olmayan sol, sol olmaktan çıkmaktadır.
Burada “tahrik” sözcüğünü, kişilerin kişiliklerine zarar verme anlamında kullanmıyorum.
Sol’un tahrik anlayışını, elektrik üretiminde jeneratöre verilen 10-15 voltluk uyartım gerilimine benzetebiliriz. 10 voltluk bu uyartım (tahrik de denir) gerilimini verdiğimizde, jeneratörden 220 volt alabiliriz.
Ben elbette uzaydan gelmedim. Aziz Nesin’in kategorisi içinde benim olmadığım gibi bir ön yargım olamaz. Ya da, Akrabalarım içerisinde dahi, çok nüfus, az gelir yüzünden doğru beslenemeyen insanların olduğunu biliyorum.
Ayrıca, sola oy verenler daha zeki, sağa oy verenler daha aptal diye bir yargı da elbette bilimsel olamaz.
İstatistik veriler ne işe yarar? Elbette kanaat oluşturmak için. Bu kanaat üzerinden gerçek programlar yürütülür. Olanların ve olasılıkların içinden çıkarılan verilerle, doğruya varılır.
İşte, halk olarak yoksul olduğumuz bilinmektedir.
Ece ve senin tersinden yürüttüğünüz fikirlerin altını açtığımızda, yani bir yoksul- köylü çocuğunun zeki, zengin çocuğunun da aptal olduğu örnekler bulma olasıdır. Ama, bunun kökenine bakın, o çocuğun yeterli miktarda ANA SÜTÜ aldığını ya da diğerinin alamadığını göreceksiniz. Yani, ana sütü de Aziz Nesin teorisini doğrular nitelikte olduğu görülebilir.
Ama hayat sadece çocukluk dönemi değildir. Yaşamın tüm süreçlerinde gerekli vitaminleri alamadığımızda, düşünsel ve fiziksel performansımz sekteye uğrayabiliyormuş.
Zeka konusunda nicin bunca hassas oldugumuz ilginctir bence…
Bence, bu ulkenin, bu cografyanin insani korkunc derecede akillidir. Cikarlarinin ne oldugunu cok iyi bilirler.
Tek sorun, akillarinin hep bireysel istikamette islemesidir. Kisisel cikarlarini dusunurler sadece.
Buna ornek vermekle vakit harcamayacagim. Sayisiz ornek var. Bir tanesi de, Fethi beyin ‘oylarini satmak’ konusunda verdigi ornektir. Ve, dogrudur da. Bireyler, ortak cikarlarini, bireysel cikarlar ugruna bu kadar kolay satarlar.
Ortak cikarlari dusunmemek, ortak cikarlari satmak ile ahlaksizligi beraber yazabiliriz bence. Cunku, bu diger ortaklara ihanet etmektir.
Ve, bu tur ahlaksizlik ister idealist solda olsun, isterse de inancli dindan kesimde olsun, o kadar yaygindir ki; buna ahlaksizlik diyenin linc edilmek riski vardir.
Linc edilmek korkusu, yani bireysel endise, yuzunden de pek az sayida insan bu ahlaksizliga isaret edebilir. Isaret edemediklerini dikkate alirsak, onlar da ahlaksiz sayilmak zorundadir ya, o da ayri mesele..
Sonuc?
Evet, Aziz Nesin’in dedikleri inanilmaz derecede isabetsizdir. Bu ulke insani, muthis zekidir, muthis akillidir, kurnazdir.
Ahlaksizdir.
Tartışmalarda hakaret eden insanlar da gördük. “Onları hastalıklı hal” kategorisine alarak, empatinin tüm hünerlerini devreye soktuğumuz olmuştur
Bana ait olan bu paragraftaki hatamı farkettim. Bu tür hataları yapıyorum zamanla!
“hastalıklı hal”e “empati ile yaklaşılması” bağdaşmıyor.
düzeltirim, saygı ve sevgiyle.
Deja vu all over again!
Budur devletin partsi, ve Livanelli gibi guya muhalif ” rebel without a cauase” larin modus operandisi. Her hezimetten sonra 15 dakikalik bir soul seraching yaparlar ve kendilerinin mukkemmel olduguna karar verdikten sonra bilmsel arastirmalari sinuic halkin aptal olduguna karar verirler. Zaten Sivas gibi dindar bir sehirde Cuma gunu insanlarin dinine kufretmekte beis gormeyip Turk_islam sentezci vurcu gucu harekete gecire deha dememismidir halkin yuzde 58.22′si aoptal diye? O zaman CHP’nin oyu yuzde 42 civarinda idi saniyorum. Ha birde “erdemli tarhana” gibi, laikcilik yerne bilimsel metodlar ile anket yapan hainlerdir suclu! Ve tabii borzanlik gorevini layiki ile ifa etmeyen satilmis medya. Ha Amerika, Abd, Kurtler Ermeniler, Sors usaklarini tabnii ki bilyorsunuz. Ezcmule kendileri disinda herkes hain, satilmis, aptaldir.
Buyrun kendiniz karar kimin IQ vaziyetinin incelenmes gerektigine:
“Bütün dünyada ülkeler elit bir sınıf tarafından yönetilir. Bu sınıf, bürokratlar, medya sahipleri ve çalışanları, yargı organları üyeleri, üniversite mensupları, sanatkârlar ve bunları finanse edenler ile ülkenin zenginleri tarafından oluşturulur. Gelişmekte olan ülkelerde, bu sınıfa ‘silâhlı kuvvetleri’ de eklemek gerekir. (..) Bizde de bu anlamdaki demokrasi yerleşiyor. Tayyip Bey’i, Deniz Bey’i ve Devlet Bey’i kafanızda yan yana oturtun. Kimi ‘başbakan’ görmek isterseniz ona oy verin. Artık, hiçbirinin hâkim sınıfları karşısına almaya çalışacağını sanmıyorum.” (Yaman Törüner, ‘Ülkeyi kim yönetecek?’, Milliyet, 9 Temmuz 2007).
“Ataturk Ankara Palas’ta Cumhuriyet baloları düzenler kadınları tek tek dansa kaldırırdı… Tayyip Erdoğan bir kadını dansa kaldırabilir mi. Simdi bunlar mi Türkiye’yi AB’ye sokacak?”
(Onur Oymen, Skyturk, 1-2 yıl önce; hafızadan) Bu AB için Kopenhag yanında Kadın tavlama kriterleri de getiren çağdaş, secim sonuçları karşısında “ Bunun mantıki açıklaması yok.. Secim sonuçları rasyonel olarak açıklamak mümkün değil’;… yaz ortası kömür….” diyerek kabahati “yüzde 60’i aptal olan” millette demeye getiren zattır. Ne büyük şok!
Alin bu da statükonun milliyetçi/demokrat/laikçi/Müslüman entellektuel kanadından:
Özgür Çakmak: Böyle kişiliksiz halk görmedim
Bu halka her şey layık. Bu halk ihanete göz yummuştur, bu halkla yola çıkılmaz. Ortaya çıkan bu tablodan utanç duyuyorum. Halkımız maalesef küçük paralara satıldı. Şehidine ihanet eden bir halkla karşı karşıyayız. Bu tablonun tek sorumlusu halk. Halkımız bu kadar çıkarcı olmamalıydı. Ben bütün dünyayı neredeyse dolaştım ama bu halk kadar kişiliksiz bir halk görmedim. (İzmir’den MHP milletvekili adayıydı, ancak seçilemedi, 23 Temmuz)
****************************
Bu da fikra:
Asabiyeci hastaya test veriyot teshi icin. Tahtaya bir dikey cizgi cizer. Hastaya ne gordugunu sorar.
Hasta : Ciplak bir kadin ayakta duruyor.
Bir yatay cizgi cizer ve ayni soru
Hasta: Ciplak kadin kumda uzanmis.
Merdiven seklinde uc bitisik cizgi cizer, ayni soru
Hasta: Ciplak kadin sandalyede oturuyor.
Dokta teshis koyar; anladi, sizin seks tutkunuz var (obsesyonunuz)
Hasta sinirlenir: Kim? Ben mi? Sensin kirli resimleri yapan.
Bizim, millte gerzeklik teshisini koyup sebeplerini arastiran YOK-Bilmciler’ e: Kelin ilaci olsaydi kendi basina surerdi .
Demokrasilerde milletin zekasi, sag uyusu ile kavga yapilmaz falan dersem boylarini asar bu lumpenlerin. Gelistirdigim Derin Kirmizi gibi bir objektif degerlendirme bilgisayari olsa idi halkin verdiginde farkli mi kararlar verirdi acaba? Siyaset bilimsel olarak yapilamaz mi? Nesnel olcutler yokmudur? Var ise hangi kirterler ile olculur hakikat, basari, durustluk, liyakat? Kimin daha carpici tiyatro, slogan urettigi ile mi?
Benim Derin Kirmizim sizde olmadigna gore bir zihinsel egzesiz tavsiyem: Okullardaki cocugunuzun, veya bir ulkenin, sirketin vb. gelismisliginin, bir takimin basarisinin olculdugu gibi bir olcutler listesi cikarin, ve her kategoride mevcut nesnel kriterler ile not verin . Hala halkin niye bu kadar aptal oldugunu merak ediyorsaniz iste receteniz:
1. Doktrorunuza anti-aging ilaclari yaninda zeka gelistrici haplar da isteyin. Eminim vardir onlarda.
2. Psikatristinizi hemen degistrin. O da sizinle mutual mastur….on yapan anketcileriniz, kose cigirtkanlariniz gibi duymak istedignizi soyleyerek mezaliminize giriyor.
4. Takildiginiz cafeler, barlarda kullanlan mazemeleri arastirin.
3. Bunlar calismaz izse ERKE bilimcilerinize soyleyin hemen beyin nakli uzerinde calismaya baslasinlar. Cunku karakter gelistiren ilac yok.
Acil sifalar.
Bence kendi icinde olsun olmasin millete her ne sebeple olursa olsun “aptal” diyen insanlarin yaptigi tek sey saygisizliktir.
Yok %60mis yok %47 imis yok %58 imis yok beslenmeden kaynaklaniyormus…
Madem bilimsel birseylerden bahsedeceksiniz bilimsel tanimlamalar yapin kardesim… bilimsel iq sq dq gibi cok bilimsel kelimelerle konusun… danalar ve maymunlar uzerinde yapilmis istatistikleri sunun… su kadar haywan uzerinde su zamandan beri yapilmis arastirmalar sonucunda koylulerin zeka seviyesi b vitaminini haywan gibi almalarina ragmen bi gram ilerlememistir gibi bilimsel seyler soyleyin… oy vermek icin aldiklari komure ragmen ahlaksiz ve aptalin onde gideni olduklari halde secim sandiginin yanindaki perde ile ayrilmis yerde Allahtan baska kimseler duruma sahit de degilken salaklik yapip bi dahaki secime daha cok komur vermeyi taahut edene degil de beyinsizler partisine oy attigini falan soyleyin…
“ben halka cumhurbaskanini sectirmem, halk icinde b vitamini olmayan ekmekle beynini yemistir, gobegi de o yuzden buyuk ve killidir, insanin midesi bulanip kusasi geliyor boylelerini gorunce” diyen partilere degil de odun gibi siz secin diyenlere verdikleri aptalliklarinin bir numarali delilidir deyin…
deyin deyin ki biz de “sark kurnazi, kendisini akilli sanan, akilsizin onde gideni, arsiz sapsal, beyinsiz entellektuel bozmasi” gibi bilimsel ifadelerle cevap verince laf hakaret ediyorlara gelmesin…
bi de biz “sensin aptal” deyince hakaret eden oluyoruz ya ona da acayip kil kapiyorum…
boylelerine “gel iq testine girelim bakalim o ucgenlerle karelerle ne yapiyorum sana!!!” diyesim geliyor hep…
Antik Yunan’da felsefe tartismalarinda “bence burada bu sandelye yok” diyen felsefeciye “o sandelyeyi kafanda parcalarsam anlarsin var mi yok mu!” diyen ve lestirilen bence daha buyuk felsefecinin verdigi cevap babindan bir cevap veresim geliyor…
Alalim bir CHP’ye oy atmis koylu ile bir AKP’ye oy atmis koyluyu… Sabahtan aksama kadar B vitamini yedirelim…Sonra iki koylu alalim…onlara da hicbirsey yedirmeyelim… bakalim bu dordunden ilk hangisi olecek???
Yok yaw biz baska biseyin testini yapiyorduk degil mi??
Sitede emegi gecen herkese tesekkurler
http://www.1bilgi.com
Sizleride sitemize bekliyoruz
Nice yillara…
yaaa ben şekerin yüzde oran şeklinde nerelerde yetiştiğini sordum bu ne yaaaa offfffffffffffff
Şeker benim bildiğim yetişmez ama bakkallarda, marketlerde bonibon, toffife, lollipop, kesme şeker, toz şeker tarzında satılır. Pancar ve şeker kamışı üretimini soruyorsanız googleda “şeker pancarı ve eker kamışı” diye yazın, bulursunuz.