Seçim zamanlarında herkes konuşturacak birini arar, benim de aklıma Süleyman Demirel gelir. Bakalım geçen yüzyılın büyük Türk siyaset adamı ve filozofu Süleyman Demirel 29 Mart seçimleri konusunda ne diyor şeklinde araştırırken şu ilginç ve son derece kritik habere rastladım:
9′uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve eşi Nazmiye Demirel’in 29 Mart yerel seçimlerinde oy kullanamayacakları ortaya çıktı.
Demirel çiftinin Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne (ADNKS) kayıtlı olmadıkları belirtildi. Daha önce Çankaya Köşkü’nde kaydı bulunduğu için farklı bir muhtarlık üzerinden işlemleri yapılan Demirel, artık konut olarak Güniz Sokak 31 numarayı kullanıyor. Demirel, yaklaşık 50 yıldır Güniz Sokak’ı adres olarak kullanmasına rağmen, 1993-2000 yılları arasında bu adreste bulunamadı. Güniz Sokak ve diğer evlerde ise ADNKS ile seçmen sayımı yeniden yapıldı. Görevlilerin bu sırada Demirel ailesini yazamadığı ortaya çıktı. Güniz Sokak’ın bulunduğu Barbaros Mahallesi Muhtarı Fikriye Akyüz, ADNKS’ye göre yapılan seçmen listelerinde Demirel ve eşinin bulunmadığını söyledi. Bunun üzerine internet üzerinden Demirel ve Nazmiye Hanım’ın nerede oy kullanacağını kontrol ettiğini belirten Akyüz, “Hiçbir yerde görünmüyorlar. Seçim Kurulu’nu aradım, zamanında itiraz edilmediği için oy kullanamayacaklar” diye konuştu.
Kadere bak, sen Türk siyaseti ile özdeş hale gel, şapkan bile demokrasi lafıyla birlikte anılsın, nice dalavere ve ayak oyunuyla memlekette 50 sene at oynat, lakin en verimli döneminde kıytırık bir istatistik süreç içinde evde olmadığın için yahut memur eve uğramadığı için kayıt olama ve bu sebeple rey kullanmaktan mahrum ol. Üstelik muhtar da tüm yolları kapamış “hiçbir yerde görünmüyorlar” demiş. Yani Demirel yok hükmünde artık. Vay anasını be, Gandi Kılıçdaroğlu’nu filan unutun, seçimin en önemli gelişmesi budur. Sen hem demokrasi havariliği edebiyatı yap hem de kaydını zamanında yaptırma, 50 senelik karizmayı bir hamlede çizdirdin sayın Demirel, işin bitik artık. Ha, zaten takan kalmamıştı, kendisiyle ilgili 28 Şubatçı emekli bir general “ne dersek yapıyor Allahın çobanı’ türü bir laf etmiş, büyük demokrasi kahramanı da ‘demişse demiştir, bunları kurcalamayın fazla’ şeklinde tarihi bir cevap vererek toplum nezdindeki kredisinden bir parça daha tüketmiştir diyeniniz çıkabilir. Evet, kendisini ipleyen bir Yavuz Donat ile ben kalmıştık ama işte şu hadise olayın rengini değiştirmiştir. Süleyman Demirel herşeyi yapabilir veya yapmayabilir ama anlamsız bir sebeple mahalle muhtarının “sen yok hükmündesin, rey atamazsın” lafına muhatap olamaz.
Bir devir sona ermiştir, buna hep birlikte tanıklık etmiş olduk.
Gün gelince benzer şeyleri R.T. erdoğan içinde söylersiniz belki ha?
Demirel mertebesine ulaşsın bakalım, o daha çömez.
Traji komik gibi.Heyhat yıllardır sandık mandık diye diye şapkayı bir o yana bir bu yana salla,sonrada böyle olsun.Nasıl onun buyurduğu gibi yollaqr yürümek ile aşınmazsa,demirelin eksikliğinden de rejim aksamaz.Ne mutlu Türküm diyene.
ne kadar musibet bir adam ya….
iki yeni başlık vardı , iki sayfaya açtım okudum , birinciye yazdım yolladım,bu konuya geldik yazdım yollayamadım internet koptu
mesaj da şuydu:
” ben yine de hak vaki olmadan tehlikenin geçtiğine inanmam”
Şu tespiti bugün olmasa da birileri bir gün mutlakâ yapacaklardır: “Türk-islam sentezi”nin öncüsü kabûl edilen Yahyâ Kemal adını Tevfik Fikret’in evinden alan Âşiyan mezarlığında medfundur. Yazıcıoğlu ise akla Mehmet Âkif’i getiren Tâceddin dergâhına defnolunuyor. Türkiye neredeeen nereye geldi. “Bir devrin sonu” diye ben buna derim sevgili FST; yoksa “sönmez seher-i haşre kadar şiiri kadim, bir meşaledir devredilir elden ele”.
Mehmed Akif demişken şu makaleye dikkat çekerek bazı yerleri buraya alıyorum:
Garbın eşyası, eğer kıymeti haizse yürür;
Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür !
…
Alınız ilmini garbın alınız san’ atını;
Veriniz hem de mesainize son süratini.
Çünkü kabil değil artık yaşamak bunlarsız;
Çünkü milliyeti yok san’atın ilmin; yalnız,
….
Heriflerin, hani, dünyâ kadar bedâyii var:
Ulûmu var, edebiyyatı var, sanâyii var.
Giden, birer avuç olsun getirse memlekete;
Döner muhîtimiz elbet muhît-i ma’ rifete.
….
Yarının ilmi nedir, halbuki ? Gayet müdhiş :
“Maddenin kudret-i zerriyesi” uğraştığı iş.
O yaman kudrete hâkim olabilsem diyerek,
Sarf edip durmada birçok kafa binlerce emek
O’na yükseldi mi, artık, değişir rûy-u zemin;
Çünkü bir damla kömürden edecekler te’ min,
Öyle milyonla değil, nâ-mütenâhi kudret!…”
……
“Hülâsa, milletin efrâdı bilgiden mahrûm,
Unutmayın şunu lakin : Zaman, Zamân-ı ulûm !”
…..
Niye ilmin adı yok koskoca millette bugün ?
Çünkü efkâr-ı umûmiyye aleyhinde bütün;
Çünkü yerleşmek için gezdiği yerlerde fünûn,
Önce gâyetle büyük hürmet arar, sonra sükûn,
Asr-ı hazırda geçen fenlere sâhîp denecek,
Bir adam var mı yetişmiş içinizden, bir tek ?
ne diyeyim sevgili fst; bir damla kömürden elde edilecek namütenahi kudrete “eyvallah” diyen, şayet tutarlı olmağa özen gösteren biri ise, nazım’ın “tikitiki tak makinalaşmak”ına da, öteki arif’in “atom güllerinin katmer açması”na da demelidir. yine coşturdun beni, bak ne anımsadım: sanıyorum 1983 yılında Milliyet gazetesi “ek” olarak Arap harfleri ile yazılmış hadis levhaları dağıtmıştı. Kadıköy rıhtımında Milokların gazeteyi alıp bu “ek”leri bayiiye nezaketle iade etmeleri sahnesi göz-hafızamda hala taptazedir. arapça bilmiyorum, ancak hadislerden birinin mealinin “şairden devlete fayda yoktur” olduğu rivayet edilmişti.
Konuyu (öyle Birgün, Taraf, Radikal gibi bugün-var-yarın-yok değiiil, fakat) her-dem-tâze partim C.H.P gibi asırlara meydan okuyan THE ECONOMIST dergisi satışa bugün sunulan sayısında yayımladığı Türkiye karikatürüyle (tarihe not düşercesine) işlemiş. Sn. Erdoğan’ın çıktığı minârenin üzerindeki rüzgar gülünün Batı’yı (-W->) gösteren kolu onyıllar boyunca bir Almanya’yı (1950 öncesi), bir Britanya’yı (1950-70), bir İsveç’i (1970-80) gösterir konuma getirildiğinden ondüle (~~~) olmuş! “Bir Devrin Sonu”nu hadi şunu dinleyerek kutlayalım derim:
http://www.bedavaturku.com/necla-erol/sevdim-bir-bahriyeli.html