Engin Ardıç geçenlerde Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı romanında Ermeni tehcirinde katliama öncülük eden Diyarbakır Valisi Çerkes Reşit beye yüklenmediğini söylüyordu. Bugün de “büyük ustadan özür dileyerek” Yavuz Baydar’ın kendisine Büyük Mal romanından bir bölüm aktardığını, burada Kemal Tahir’in Ermeni Tehcirini romanın kahramanlarından Sülük beye söylettiğini yazıyor. Ben burada 3 yıl önce Hrant Dink hunharca katledilip Ermeni meselesi ayyuka çıktığında Engin Ardıç’ın bugün ilk defa gördüğü metni aynen İzlenimlerde aktarmıştım. Lakin Engin beyin aktardığı parçada bir eksiklik var, insaf namına bunu burada düzeltmek lazım. Öncelikle benim 3 yıl önce yazdığım “Sür Emri” başlıklı yazıdan romandaki bölümü aktarayım:
[...] İşte bu Yakup Cemil Bey akşam yemeğinden sonra beni çekti tenhaya… ‘Beri bak Sülük Bey, seni sordum soruşturdum, gayet yiğit olduğunu öğrendim. Kulağını aç iyi dinle, gözünü aç, çünkü uyuklamanin sırasi değildir. Padişah fermanı ve de Enver Paşamızın emridir. Ermeninin İngilizle ve de Moskofla sözü bir ettiği anlaşıldı. Bunların niyeti İngiliz alttan, Moskof üstten vurup Osmanlıyı kötületip sürüp geldiklerinde ‘Bre urun’ diyerektenbir gece apansız Müslümana saldırıp bizi bire kadar doğramaktır. Bu sebeple hükümatımız bunlara ‘sür emri’ çıkaracaktır. Hükümat kısmı hükümat olduğundan ancak sür emri çıkarabilip “vur emri” çıkaramamaktadır. Gerisi burda sizin gibi yiğit Türklere ve de dini bütün Müslümanlara kalmıştır. Bunlar Arabistana doğru sürülecektir. Hükümatımızın zaptiyesi savaş sebebiyle gayet azdır. Çogu çaptan düşmüş kocalardır. Vatan düşmanlarının yolda şuraya buraya dağılmasi ihtimali vardır. Ayrıca dağdaki Ermeninin gelip vurup kurtarmaya çabalaması hartada yazılıdır. Milis gücü kursanız, yetersiz zaptiyeyi destekleseniz gerektir. Allaha şükür Çorum’umuzda boğaz kıtlığına kıran girmemiştir. Sıklık boğazımız, Hışır boğazımız, Harami boğazımız, hele de Kırkdilim boğazımız gibi boğazlarımız vardır. Bunlar girilmesi kolay çıkılması zor boğazlardır. Hükümat kısmının sürgün zagonunu kendiniz bilmez değilsiniz. “Malı senin, canı senin, ırzı bile senin, bir kemiği benim, o da meydanda kalirsa” hesabıdır. Ben seni gayet yiğit gördüm ve gayet temiz Türk oğlu Türk ve de dini bütün Müslüman oğlu Müslüman gördüm. Savaşa girmeyen ve de gavur kırmayan gaziliği elde edebilemez. Ne mutlu sizlere ki, hükümatımızın sürgün zagonu yetişmekle gaziliği cebe indirmektesiniz. Göreyim seni, dünyanin yüzünden Ermeni adını silesin, bu dunyada padisahimizin gayret nişanını göğsüne takınıp salınasın ve de öte dünyada cennetin baş köşesindeki gaziler köşküne yanlayıp keyfine bakasın…”
Şimdi Engin Ardıç’ın metnini alalım:
“İşte bu Yakup Cemil Bey akşam yemeğinden sonra beni çekti tenhaya… Beri bak Sülük Bey, seni sordum soruşturdum, gayet yiğit olduğunu öğrendim, kulağını aç iyi dinle, çünkü uyuklamanın sırası değildir, padişah fermanı ve de Enver Paşa’mızın emridir… Hükümatımız bunlara ‘sür emri’ çıkaracaktır. Hükümat kısmı hükümat olduğundan ancak ‘sür emri’ çıkarabilip ‘vur emri’ çıkaramamaktadır. Gerisi burada sizin gibi yiğit Türkler’e ve de dini bütün Müslümanlar’a kalmıştır. Bunlar Arabistan’a doğru sürülecektir. Hükümatımızın zaptiyesi savaş sebebiyle gayet azdır. Çoğu çaptan düşmüş kocalardır. Vatan düşmanlarının yolda şuraya buraya dağılması ihtimali vardır. Ayrıca dağdaki Ermeni’nin gelip vurup kurtarmaya çabalaması haritada yazılıdır. Milis gücü kursanız, yetersiz zaptiyeyi destekleseniz gerektir. Allah’a şükür Çorum’umuzda boğaz kıtlığına kıran girmemiştir. Sıklık Boğazı’mız, Hışır Boğazı’mız, Harami Boğazı’mız, hele de Kırkdilim Boğazı’mız gibi boğazlarımız vardır. Bunlar girilmesi kolay çıkılması zor boğazlardır. Hükümat kısmının sürgün zagonunu kendiniz bilmez değilsiniz. ‘Malı senin, canı senin, ırzı bile senin, bir kemiği benim, o da meydanda kalırsa’ hesabıdır. Ben seni gayet yiğit gördüm ve gayet temiz Türk oğlu Türk ve de dini bütün Müslüman oğlu Müslüman gördüm. Savaşa girmeyen ve de gavur kırmayan gaziliği elde edebilemez. Ne mutlu sizlere ki, hükümatımızın sürgün zagonu yetişmekle gaziliği cebe indirmektesiniz. Göreyim seni, dünyanın yüzünden Ermeni adını silesin. Bu dünyada padişahımızın gayret nişanını göğsüne takınıp salınasın ve de öte dünyada cennetin baş köşesindeki gaziler köşküne yanlayıp keyfine bakasın…”
Benim alıntıladığım metinde koyuyla belirttiğim yerdeki sözlerde Yakup Cemil Ermeni tehcirine Ermenilerin İngiliz ve Moskofla işbirliğinin sebebiyet verdiğini söylüyor. Engin Ardıç ise bu iki satırı sansürlemiş. Anlamsız bir iş yapmış, işin özü zaten belli hükümet vur diyemez, sür der, siz anlayın gerisini mesajı çok açık..
Tabii asıl gafın büyüğü Engin Ardıç’ın yazısının sonunda yer alıyor, şöyle demiş:
Bu gençlik anısını anlatan Sülük Bey, yaşı ilerleyince, tek parti devrinde, otuzlu yıllarda ne mi olmuştu?
CHP Çorum milletvekili!
Açın romanı, bakın.
Yapma Engin bey, ben o romanı 3 defa devirdim, Sülük bey nasıl milletvekili olmuş? Geçtik CHP milletvekili olmayı, o hadiseyi naklettiğinde Atatürk’e suikast iftirasıyla mapus damındaydı, daha sonra da iftirayı atan Hacı Kenan dümbüğü Sülük beyi kızıyla evlendirip öldürttü, Adam Yayınları baskısı sayfa 325′teki ifadesiyle;
“Kumarda kaldığı geceler konakta yalnız yatan Sülük bey büyük kapının önünde yere serilmişti. İnileyerekten can çekişiyordu. İmansız herif ya da herifler “Bunu da Allah yarattı” demeden sıkmışlar, Sülük beyin koca gövdesini kevgire çevirmişlerdi. Atar damarları filan doğrandığı için kanı boşalmış çevresini kızıl göle çevirmişti. Kurşunlardan biri gırtlağını paraladığından boynu kesilmiş kömüş boğası gibi hırıldamaktaydı…”
Ya benim okuduğum kitap yanlış, ya da Engin Ardıç Büyük Mal kitabını okumamış yahut kitabın içeriği külliyen değişmiş. “Açın romanı bakın” demesinde bir ironi yoksa, herhalde öncelikle kendisinin açıp Büyük Mal’ı okuması gerekir. Bir Kemal Tahir hayranı için Büyük Mal’ın okunmamış olması da ciddi bir durumdur ama şimdilik onu görmemiş olalım.
Kısaca, hem sansür, hem yanlış bilgi var, Engin beyi uyarmış olayım, bir ara düzeltsin, zamanında özür dileyip durduk yerde karizmasını çizdirmesin.
[...] İyi, açtık baktık ve Sülük beyin CHP milletvekili filan olmadığını gördük Engin bey, ne olacak şimdi? Yakışıyor mu okumadan ahkam kesmek? Şuradaki yazıdan detaylara bakılabilir> İzlenimler. [...]
Bravo Fethi bey..
Engin,bir arada da taksimde esek gibi aniracakdi.ne oldu?
yalniz iyi yakalamisiniz.herkesin becerecegi is degil.
Diyordum ki demin “gün tam da Fethi beye ihtiyaç duyduğumuz gündür”, açtım baktım, yeni yazı eklemiş.
[...] Posted on 31 October 2010. Tags: Engin Ardıç “Hariçten İhtisap” başlığı altında iddialı köşe yazarlarının tarafımızca değil çeşitli mecralarda başkalarınca tespit edilmiş hatalarına yer veriyoruz. Bu tespitimiz İzlenimler adlı blogdan: …..Ya benim okuduğum kitap yanlış, ya da Engin Ardıç Büyük Mal kitabını okumamış yahut kitabın içeriği külliyen değişmiş. “Açın romanı bakın” demesinde bir ironi yoksa, herhalde öncelikle kendisinin açıp Büyük Mal’ı okuması gerekir. Bir Kemal Tahir hayranı için Büyük Mal’ın okunmamış olması da ciddi bir durumdur ama şimdilik onu görmemiş olalım. Yazının tamamı: http://izlenimler.wordpress.com/2010/04/28/olmadi-engin-ardic/ [...]