Heykele ucube dedim
Olabilir, her heykel, resim, şarkı, türkü, film ille de iyi olacak diye bir kaide yok, bir sürü ucube resim, dizi, heykel, film yok mu? Sanatçıyım diye bir sürü manyak da dolaşıyor ortalıkta. Birinin yüksek sanat olarak gördüğü bir başkasına göre ucube olabilir. Yalnız ben bahsi geçen heykeli ucube bulmadım, heykeltraş da aklı başında birine benziyor, mesajı filan da güzel. Bu konularda özdeş MHP ve AKP tabanından korkmasa açıkça Ermeni-Türk kardeşliği diyecek, diyemiyor. Bunlarda problem yok.
Burada asıl ve tek vurgulanması gereken nokta heykelin kimin parasıyla nereye yapıldığıdır. Bir belediye yahut devlet kuruluşunun heykele milletin parasını harcaması asla meşru değildir. Millet kesesinden heykel dikilmez, kültürel faaliyet yapılamaz, sanat etkinliği, İstanbul 2010 savurganlığı yapılamaz . Bunlar toplumda, ranttan pay kapmak isteyenlerde kavga ve gürültüye sebep olur. Sanatı, kültürü çok seviyorlarsa, siyasiler, belediye başkanları, bürokratlar kendi ceplerinden harcayıp heykel diktirsinler, konser verdirsinler. Hele hele belediyelerin bazı spor harcamaları tam ucubeliktir. Millet kesesinden kim olsa futbol takımı kurar.
Diğer taraftan heykeltraş arkadaşın mevcut ucube denen yapı için aldığı para da anasının ak sütü gibi helaldir, zira o zorla gidip de heykel dikmiş değil, belediye çağırmış, anlaşmışlar adam işini yapmış. Burada birine söyleneceksek o zaman AKP’li olan belediye başkanı ve buna izin veren resmi mercilerdir.
Başbakan tribünlere oynuyor, milliyetçi ve dinci camiaya göz kırpıyor, anlaşıldığı kadarıyla Kürt cephesinden rey toplama ümidini kaybetmiş, eldeki milliyetçi-muhafazakar kesimi bari kaçırtmayalım diyor. Siyaseten diyecek lafım yok, üstelik kamu arazisine dikilen heykeli yıktırması da çok problemli değil, bunlar işin bir yönü. Peki bu heykel ne olabilir? Bence devlet şu saniye itibariyle ne yapım, ne de yıkım için para harcamayı kesmeli, heykelin istendiği takdirde özel şahıslar, vakıflar, sanatseverler vs. tarafından bitirilebileceği yönünde irade belirtmelidir. Bir daha da belediyelere, kamu kurumlarına Atatürk dahil kimsenin heykeline para harcamamaları, kültür, spor, sanat adı altında parayı sağa sola sıvamaları yönünde sert tamim gönderilmelidir.
Diğer tüm tartışmalar benim nezdimde anlamsızdır.

Arayı çok açtın Fethi Bey biraderim. Olmuyor böyle. Bak dostane şekilde kulağını çekiyorum, bir daha bu kadar uzun ara verme yazmaya.
Arayı kapatayım da eski yorumcular gelirse tadı olur, hayvanı, manyağı, psikopatı olmayınca yazmanın zevki olmuyor.
Yahu hayretlik adamsın Fethi Bey biraderim. Sen yazmayı bıraktın diye gitti millet. Hele bir yaz, geri dönmesini de bilirler. Onlar dönmese ne gam? Memlekette hayvandan, manyaktan bol ne var?
Hocam biz buradayız, sen yoksun.
Ucubeye bir de bu açıdan bakarsak faydalı olur kanaatindeyim. Ucube müessirin tanımlamasıyla bir puttur. Putların dikiliş amaçlarıyla ilgili vaaz vermeyeceğim.
Daha çok olayın bilimsel yönüne dikkat çekmek istiyorum. Tabii olarak sonuç metninde dini bir takım kavramlara yer verebilirim. “Dünya ölü bir beden değildir…” Ortaçağ’da yaşamış bir simyacı olan Basilius Valentinus’un Yerküre’nin kendi başına canlı bir varlık olduğunu dile getiren bu sözü Anima Mundi’nin (Dünya canı) var olduğunu savunan birçok okültist düşünceyi özetleyen bir sözdür. Ley hatları konusunu incelerseniz neden bu ucubenin yıkılmasını istemiyorlar daha iyi irdeleyebilirsiniz. Ley araştırmacılarına göre bu hatlarda ya da kanallardaki enerji dolaşımı akupunkturda bilinen biyoenerji dolaşımını andırmaktadır. Bu kanallarda akan enerjiye “telürik enerji” denir. Çin geleneğinde ley hatlarına ejderha çizgileri ve bu hatlarda dolanan güce Ch’i gücü denir. Kutupsallık gösteren bu güç, insan bedenindeki kanallarda nasıl akıyorsa, yerküredeki kanallarda da öyle akar. Çin’de yerkürenin bu kanallarındaki gücü konu alan ve halen uygulama alanı olan bu uzmanlık alanına feng-shui adı verilir.
(yazının bundan sonraki bölümü facebooktan bir arkadaşa ait/bölüm başı)
“…Belli aralıklarla dizilmiş olan taş yapıların ya da dikili taşların bulunduğu ikamet edenler ile bu bölgelerden geçen bazı insanlarda bir takım halüsinasyonlar görme, psişik yeteneklerinin ortaya çıkması…, pisikokinetik fenomenlerinin görülmesinin yanında ışık toplarının, çeşitli renkler saçan parlak ışık kürelerinin (disklerin) yani Ufo’ların görüldüğü de bilinmektedir. Gerçekten de Ufo raporları incelendiğinde, bu fenomenlerin çok büyük sıklıkla bu hatlar boyunca görülmesi, birçoklarını dünya dışı uzaylı varlıkların bu enerji hatlarından yararlandıkları şeklinde bir yoruma götürmüştür. Oysa gerçekte bu alanların beyinde vehim gücünü artırması ve cinlerin de bu artan vehim gücü dolayısıyla beyni çeşitli yönlerde çok daha rahat irrite etmesi, bu türden çeşitli metafiziksel fenomenler ile vizyon-algı tipi olayların oluşumuna neden olmuş ve olmaktadır. Benzer olayların dünyanın çeşitli yerlerinde düzenli ya da düzensiz fark etmez, çok güçlü (E-M) alanlar üzerinden geçen pilotlar tarafından da deneyimlendikleri bir sır değildir.Örnek olarak; üzerinde uçtukları yerin gerçekte buzulla kaplı olmasına karşın, geçmiş dönemlerindeki haliyle uçsuz bucaksız yemyeşil orman arazileri ve içlerinde de eski çağlara ait soyu tükenmiş hayvanların bulunduğunu, okyanus üzerinde olmalarına karşın, ormanlarla kaplı kara parçası üzerinde uçtuklarını algılamaları, herhangi bir yerleşim bölgesinden geçerken o yerin onlarca yıl önceki halini görmelerini…vb verebiliriz.”"”
(bölüm sonu)
Bu bağlamda Erdoğan müslüman bir lider olarak takip ettiği siyasetin meyvelerini yavaş yavaş dermeye başlamıştır. Bu sanıldığı gibi şovenist söylemlerle yapılan sanat düşmanlığı değil, İbrahim’i bir sünneti ifa etme halidir.