Merhaba,
2004 yılının Haziran ayında bir mübarek öğle üzeri internet önünde pineklerken sevgili kardeşlerimin “abi, blog diye birşey var, sende laf çok, yazarsın biz de uzak diyarlardan okuruz” demesiyle kendimi blogger’dan bir hesap alırken buluverdim. Acemice “izlenimler” ile başlayan yolculukta farkına varmadan yıllar geçip gitmiş. Blogspot, wordpress ve çoktandır müstakil alanında İzlenimler arşivlerinde kimi sayfalarca, kimi birkaç cümleden ibaret binin üzerinde yazı mevcut. Son 3 yılın gündemine dair yarı şaka yarı ciddi bir arşiv, hatta almanak gibi kabul edebilirsiniz. Ne zamana kadar devam eder bilemem ama şimdilik bırakmayı düşünmüyorum. Bunda iki yıllık isim ve hosting bedelini peşin ödemiş olmamın ciddi bir etkisi yoktur.
Fethi Sipahi Tan ismi de bu vesileyle tanındı, aslında önce “izlenimci” vardı, günün birinde Fethi bey bilinmeyi diledi de diyebiliriz. Kim olduğum çok önemli değil, özel bir kamu kurumunda çalışsam yahut avare bir mirasyedi olsam yazdıklarımın değeri değişecek mi? Bazıları için belki ama ben söyleyene değil söylenene bakma eğilimindeyim.
İzlenimler az sayıda ama istikrarlı, gerçek anlamda izleyicileriyle ayakta duran bir site. Kimi sessiz ve derinden, kimi yer yer hırpalayan yorumlarıyla, her görüşten insanın buralarda olduğunun farkındayım (Bir de istatistik siteleri var). Okuyucunuz yoksa buralarda bulunmanız da manasızdır. Hele internette blog açıp uluorta yazı yazmak çok zor iş, bu konuda beni cesaretlendirip yorumlarıyla düzelten genç ve tecrübeli dostlara ne kadar teşekkür etsem azdır, az zamanda çok şey yazdım, bu esnada bilmediğim çok şey öğrendim.
Bu sitede esas olarak günlük hayata dair, hepimizi ilgilendiren yorumlar buldunuz, bundan sonra da bulacaksınız. Atatürk istismarından duyduğum rahatsızlıkla başlayan maceram din, siyaset, ekonomi üzerine hayata pratik bakmaya çalışan birinin izlenimlerini güncel medya haberleri vesilesiyle aktarması şeklinde sürecek.
Kendimle ilgili yazmam pek kolay değil, daha önce bu işi yerine getiren bir arkadaşımızın yazısını da aktarmayı uygun buldum. Bu arada iletişim adresim, sipahitan [at] gmail.com, herhangi bir konuda mesajlarınızı beklerim.
F. S. Tan
İzlenimler: Ulusal Bir Kazanım
Bloglar Alemi’nde Ekim ayının blogu Fethi Sipahi Tan tarafından hazırlanan İzlenimler. İzlenimler blogunun tanıtım tazısını hhder blogundan Hasan Hüseyin Der kaleme aldı.
“Gariplikler ülkesi Türkiye’de … da yaşandı” gibi ifadeler haber bültenlerimizin klişelerinden biridir. Gerçekten de her gün öylesine garip olaylara şahit oluyoruz ki, bunların önemli bir kısmını artık normal karşıladığımız dahi söylenebilir. Bazı gariplikler de var ki, ne içinden çıkabilmek mümkün, ne de bir benzerine başka bir ülkede rastlayabilmek…
Fethi Sipahi Tan tarafından hazırlanan İzlenimler adlı blog da, işte bu gibi, gerek artık alıştığımız, gerekse içinde çıkamadığımız türden ‘memleket manzaraları’na odaklanarak, ülkemizde yaşanan sosyal ve politik olaylara çarpıcı yorumlar getiriyor.
Fethi Sipahi Tan ve İzlenimler – Ulusal Bir Kazanım
İzlenimler sitesinde en ciddi konuların dahi mizahi bir üslupla ele alınması, dahası, eleştiri ve hicivlerin dahi samimi bir üslup içerisinde eritilerek okuyucuya sunuluyor olması, Fethi Sipahi Tan’ın çok sayıda blog okuru tarafından ‘bağımlılık yapan’ bir yazar olarak görülmesine neden oluyor.
Bütün bu özellikleri nedeniyle İzlenimler, Türkçe bloglar arasında vazgeçilmez bir yere sahip olan ulusal bir kazanımdır. Bu kazanıma sahip çıkma konusunda da, hiç kimse İzlenimler-koliklerin eline su dökemez.
(Bloglarla ilgili akademik çalışma yapan Tolga Çevikel’in yaptığı mülakat, 29 Nisan 2008)
Mart 2004′ten bu yana yazıyorsunuz değil mi İzlenimler’i? Memleket meseleleriyle ilgilenen ilk politik blog diyebilir miyiz sizinkine?
Evet, 2004 haziran ayında başladım. İlk blog olup olmadığını bilmiyorumYazmaya başlamadan önce blogları takip ediyor muydunuz? Ne tür bloglardı bunlar?
Takip etmiyordum, kardeşlerimin blogları vardı onlar bana sen de aç deyince bu iş başladı
Şu anda başka bloglarda da yazıyor musunuz?
Derin Düşünce, Dolmakalem’de konuk yazarım ama pek yazmıyorum. Robdöşambr diye başka bir blogum var. Farklı isimlerle yürüttüğüm başka yer de var ama yüzde 95 izlenimlerle ilgileniyorum
Gelecekte, örneğin bir gazetede köşe yazmak ister miydiniz?
Sanmıyorum, geçen yıl Renkli isimli bir dergide 12-13 sayı yazdım, buradaki kadar rahat edemedim. Gazetede kısıtlanırsınız, hem yer açısından hem de gazetenin görüşü açısından
Tam onu soracaktım ben de, bir gazetede köşe yazmak ile kendi blogunda yazmak arasında ne gibi farklar olabilir sizce diye?
Aslında kısaca cevaplamış oldum, blogun en önemli avantajı mekan ve fikir açısından bağımsızlık. Sadece maddi açıdan durum değişebilir
Takip edebildiğim kadarıyla, en sık yazan ve bence en özenli yazan blog yazarı sizsiniz. Her gün yazıyorsunuz neredeyse, çoğu zaman günde birden fazla yazı. Ne zamanlar yazma ihtiyacı duyuyorsunuz? Sizi yazmaya iten ne oluyor?
Normalde ilgimi çeken bir haber görürsem yazıyorum ama son zamanlarda siteyi izleyenlerin beklentisi doğrultusunda yazmaya zorlandığım da oluyor. Bazen günde 3-4 yazı giriyorum, bazen 3-4 günde bir yazı oluyor. Tamamen spontane gelişiyor diyebiliriz. Özenli olduğum doğrudur, mümkün olduğunca dikkat ederim
Evet. Bir günde ortalama ne kadar mesai harcıyorsunuz blogunuz için?
Gelen yorumları takip, yazı vs 1-2 saatimi alır. Yazıları çok hızlı yazarım, ilginç bir haber görmüşsem maksimum 20 dakikada uzunca bir yazı yazabiliyorum
Yazılarınıza gelen yorum sayılarına bakıldığında, çok takip edildiğinizi anlıyoruz. Blogunuzu ortalama kaç kişi okuyor? Site istatistiklerinizi takip ediyor musunuz?
Kabaca takip ederim, günde ortalama tekil 700, genel olarak 1200 kadar hit alır. Bunların çoğu google ile arayıp gelenler ama zannedersem 150 kadar sadık takipçim var
Blogunuzu takip edenleri, “okuyucularım” olarak tanımlar mısınız?
Bilemiyorum, bir kısmı böyle söylüyor
Anladım. Okuyucularınızla ilişkiniz hangi yollarla kuruluyor? Çok sıkı yorum yazılıyor yazılarınızla ilgili?
Okuyucular içinde bir grup sık yorum yapar, bazıları ile şahsen tanıştım. Şu an için özel bir yöntemim yok yorumcularla ilişki için. Facebook’ta aktif olmayan bir grubum var.
Bu tanışıklık, sizin blogunuz vesilesiyle mi gelişti?
Evet
Blog yazarlarını (özellikle benzer konularda yazanları ya da benzer politik eğilimdekileri) bir cemaat olarak düşünmek mümkün müdür sizce? Birbirini okuyan, yorum yazan, fikren besleyen?
Bazıları böyle olabilir, birbirimize yorum bırakalım diyenleri işitmiştim.
Yazarken dikkat ettiğiniz etik ilkeler neler? Şunu asla yapmam, şuna özellikle dikkat ederim gibi?
Alıntı yaparken dikkatli olurum, resimleri genelde ilgili haberden alırım, oradan değilse kaynağını resme link koyarak veririm. İmla hatası vs yapmam
Diğer blog yazarlarıyla ilişkileriniz nasıl? Blogunuzda “Linkler” başlığı altında verdiğiniz bloglar, beğenerek ve düzenli olarak takip ettikleriniz mi? Yoksa aralarında kayda değer bulup da hazzetmedikleriniz de var mı?
O linkler 3-4 sene önce oluşmuştur, çoğunu izleyemiyorum ama içeriklerini beğenmesem koymazdım. Şu anda linklerin durumunu hiç bilemiyorum, belki birçoğu adres değiştirmiş ya da kapanmış bile olabilir. Blog yazarlarından fazla kimse ile ilişkim yok, sadece Derinsular site sahibi Serdar beyle arada yazışırız
Anladım. Hocam, Türkiye’deki politik bloglara baktığımda, ilk anda, liberal, demokrat (ve ülkenin son dönemdeki politik kamplaşmasında kendilerini muhtıranın karşısında, belki AKP’nin yakınında konumlayan) blogların ağırlıkta olduğunu görüyorum ben. Bu tespite katılır mısınız?
Öyle gibi görünüyor ama istatistik olarak birşey diyemem.
Bunun nedenleri neler olabilir sizce?
Aslında liberal sol birkaç kişi de var diye hatırlıyorum. Şu an için istatistiklere dayanmadığı için net bir şey söylemem mümkün değil. Belki kendini sol sanan ulusalcıların fazla söyleyecek lafı yok denebilir. Bir de bunlar bloglarda değil Hürriyet, Milliyet gibi yerlerde yorum yazmayı tercih ediyorlar sanki
Resmi ideolojiyle sorunları olanlar blog yazıyorlar diyebiliriz belki. Sosyalist sol ya da ne bileyim DTP çizgisindeki insanlar da pek blog yazmıyorlar ama?
Resmi ideoloji sebeplerden biri olabilir. Bence çok kesin yargılarda bulunmak doğru olmaz. Elimizde yeterli veri yok, belki sosyalist yahut kürt milliyetçisi bloglar da olabilir,
Ben bir süredir elimden geldiğince araştırmaya çalışıyorum, gerçekten çok tek tük var. Ulusalcı/Kemalistler ise neredeyse yok gibi.
Liberal blog da o kadar yok ama…
Sizce Türkiye medyasının en temel sorunları hangileri?
Objektif habercilik yapmak yerine patron tetikçiliği yapmaları, yahut iktidar yalakalığı
Bu neden kaynaklanıyor olabilir? Sermaye yapılarından mı esas olarak?
Bir ihtimal. Bir de gazetecilerde devleti koruma, kollama gibi amaçlar olabiliyor. Aynı savcıların “haklıyı değil devleti savunuruz” demesi gibi birşey. Şu an için Türkiye’de günyüzüne çıkan ayrışma medyada da yansıyor
Objektif habercilik dediniz. tam anlamıyla objektif bir habercilik mümkün müdür sizce? ya da bu gerekli midir?
Olmasında mahzur yok, Türkiye’de bir sürü problemli alan var, bu konulara yansız yaklaşmak mümkün
Sizin blog yazmanızda, Türkiye’nin medya ortamından duyduğunuz rahatsızlığın bir rolü olabilir mi? Özellikle Hürriyet gazetesinin
![]()
Hürriyet bir ara bana epey malzeme sağladı ama okuyucuyu bıktırmamak için genelde yazarlarına pek bakmıyorum son bir yıldır. Bir de Hürriyetin Eğitim bölümünü beğeniyorum, bana olumlu anlamda malzeme sağlıyor. Benim yazmaya başlamam esasta Atatürk istismarından duyduğum rahatsızlıktı
Anladım. Peki siz blog yazarken, bir tür gazetecilik yapıyor olabilir misiniz?
Gazetecilik tarifini bilmediğim için birşey diyemeyeceğim
Tamam. Bloglar, medya ortamının sorunlarının aşılması için bir açılım getirebilirler mi sizce?
Kısa vadede sanmıyorum ama çeşitlilik, interaktiflik, bağımsızlık gibi sebeplerle katkılar olacaktır
Blogları, sıradan insanların (tırnak içinde) yazması ve blogların sayılarının giderek artması, bir gürültü kirliliği/laf kalabalığı yaratıyor olabilir mi? Sözün değer azalıyor olabilir mi?
Ben bunda problem görmüyorum, sonuçta internette yer sıkıntısı yok, yazmaları iyidir. Tabii gürültü kirliliği ve laf kalabalığı var, bunları teknik imkanlarla aşmak mümkün
Peki siz eğer profesyonel gazeteci olsaydınız, blogları düzenli takip eder ve haber kaynağı vs. olarak kullanır mıydınız?
İzlemeye değer olanları izlerdim elbette, bu anlamda bir blog ile herhangi bir gazete köşe yazarı pek farklı değil
Cok vaktinizi aldim. Son bir iki sorum kaldı.. Milliyet gazetesinin de bir blog hizmeti var. Takip ediyor musunuz?
Hürriyetteki bloglardan haberdarım ve hiç de fena değil. Milliyettekini bilmiyorum. Yazarkafe diye bir yer var Hürriyette.
“Hürriyet” gibi bir çatı altında yazmak, blog yazarına ne katar, ne götürür?
Daha çok okunma şansı getirir, bir dezavantajı olmaz herhalde.
Bir gazete okuyucularına neden blog yazdırır sizce? Ya da günlük gazetelerin internet sitelerindeki okuyucu yorumlarının gazete için ne tür bir işlevi olabilir?
Yeni cevherleri keşfetmek için olabilir
Okuyucu yorumlarının interaktiflik dışında tetikçiliğe katkı gibi bir etkisi de olabilir. Hürriyet yorumcuları içinde hakikaten ilginçleri var. Bir de zannedersem Vatan, Hürriyet gibi gazeteler muhalif yorumcuları tırpanlıyorlar, bu da dikkate alındığında yorumcunun fanatikliğinden istifade etmeye çalıştıkları düşünülebilir
Anladım. Son olarak, istatistik oluşturabilmek için, yaşınızı ve mesleğinizi öğrenebilir miyim, bir sakıncası olmazsa?
Yaşım 35-40 arası mesleğim bana kalsın
Anladim. Benim soracaklarim bu kadar. Eksik kaldığını düşündüğünüz bir husus olabilir mi?
Evet, benim blogumu hangi görüşte kabul ediyorsunuz, AKP yanlısı mı?
Yo, hayır, zaten öyle bir kategorizasyon yapmayı da düşünmüyorum.
İlk başta liberal, demokrat son zamanlarda AKP yanında konumlayan dediğiniz için hatırlattım
Yo, tam onu demek istememiştim. Ülkenin yaşadığı politik bir kamplaşma var, nasıl tanımlarsanız artık onu. yerleşik yönetici elitlerle, resmi ideolojiyle sorunları olanlar, muhtıraya, 367 meselesine filan karşı çıkanlar anlamında söylemiştim. Bunların içinde sol demokratlar da var, liberaller de var, islamcılar da var, AKP’liler de var.
Anladım, benim yazmam bu ayrışmamın epey öncesine dayanır
Biliyorum. Ama bu ayrışma pek çok yeni blogun yazılmasına vesile olmuş benim gözlemlediğim kadarıyla.
Olabilir evet.
Eksik bıraktığımızı düşündüğünüz bir husus olabilir mi?
Bilemiyorum, aklınıza gelirse sonra da yazabilirsiniz
Tamam sağolun. İlginiz ve zahmetiniz icin cok tesekkur ederim.
Siz de sağolun
Tezim bitince sizinle de paylaşmak isterim. Cok teşekkürler tekrar. Bu arada blogunuzu da keyifle ve begenerek okumus oldum.
Peki teşekkürler, başarılar.
Teşkkürler, iyi akşamlar.
[...] Hakkında [...]
[...] izlenimler Hakkında; Merhaba, 2004 yılının Haziran ayında bir mübarek öğle üzeri internet önünde pineklerken sevgili kardeşlerimin “abi, blog diye birşey var, sende laf çok, yazarsın biz de uzak diyarlardan okuruz” demesiyle kendimi blogger’dan bir hesap alırken buluverdim. Acemice “izlenimler” ile başlayan yolculukta farkına varmadan yıllar geçip gitmiş. Blogspot, wordpress ve çoktandır müstakil alanında İzlenimler arşivlerinde kimi sayfalarca, kimi birkaç cümleden ibaret binin üzerinde yazı mevcut. Son 3 yılın gündemine dair yarı şaka yarı ciddi bir arşiv, hatta almanak gibi kabul edebilirsiniz. Ne zamana kadar devam eder bilemem ama şimdilik bırakmayı düşünmüyorum. Bunda iki yıllık isim ve hosting bedelini peşin ödemiş olmamın ciddi bir etkisi yoktur. Fethi Sipahi Tan ismi de bu vesileyle tanındı, aslında önce “izlenimci” vardı, günün birinde Fethi bey bilinmeyi diledi de diyebiliriz. Kim olduğum çok önemli değil, özel bir kamu kurumunda çalışsam yahut avare bir mirasyedi olsam yazdıklarımın değeri değişecek mi? Bazıları için belki ama ben söyleyene değil söylenene bakma eğilimindeyim.Devamı> [...]